
“Öğretmeniyle yapıyor ama bizimle yapmıyor.”
“Derste sorulara cevap veriyor, eve gelince sanki hiç öğrenmemiş gibi.”
“Tuvalete okulda gidiyor ama başka bir yerde kesinlikle kullanmıyor.”
“Öğretmeni istediğinde oyuncağını topluyor, ben söylediğimde yapmıyor.”
Ailelerin özel eğitim sürecinde karşılaşabildiği bu durumlar ilk bakışta kafa karıştırıcı olabilir. Çocuk gerçekten beceriyi öğrendi mi, yoksa yalnızca eğitim sırasında mı yapabiliyor?
Aslında bir beceriyi öğrenmek ile o beceriyi farklı kişilerle, farklı ortamlarda ve farklı materyallerle kullanabilmek aynı şey değildir.
Özel eğitimde bu noktada önemli bir kavram karşımıza çıkar: genelleme.
Bir becerinin günlük yaşam açısından değer kazanabilmesi için yalnızca öğretmen karşısında yapılması değil, ihtiyaç duyulduğu farklı durumlarda da kullanılabilmesi önemlidir.
Genelleme Nedir?
Genellemeyi basit bir örnekle düşünelim.
Çocuk eğitim sırasında kırmızı, mavi ve sarı renklerini öğretmeninin kullandığı kartlardan doğru şekilde gösteriyor olabilir.
Peki markette annesi:
“Bana kırmızı elmayı verir misin?”
dediğinde kırmızı olanı seçebiliyor mu?
Evde kırmızı tişörtünü bulabiliyor mu?
Parkta kırmızı kaydırağı gösterebiliyor mu?
Eğer çocuk öğrendiği kavramı yalnızca eğitimde kullanılan belirli kartlarda gösterebiliyorsa beceri henüz günlük yaşamın farklı koşullarına yeterince aktarılmamış olabilir.
Genelleme, öğrenilen davranışın tek bir kişi, yer veya materyale bağlı kalmadan kullanılabilmesidir.
“Öğretmenine Yapıyor, Bana Yapmıyor” Ne Anlama Gelebilir?
Bu durum her zaman çocuğun anne veya babasını dinlemek istemediği anlamına gelmez.
Eğitim ortamı çoğu zaman daha yapılandırılmıştır. Öğretmenin kullandığı yönergeler, ortamın düzeni ve etkinliklerin sırası çocuk için daha öngörülebilir olabilir.
Ev ise çok farklıdır.
Televizyon açık olabilir, sevdiği oyuncaklar ortada olabilir, kardeşi konuşuyor olabilir veya çocuk evde farklı bir rutin bekliyor olabilir.
Ayrıca öğretmen ile öğrenilen bir becerinin anne, baba, kardeş veya başka bir yetişkinle de kullanılabilmesi bazen ayrıca desteklenmelidir.
Bu nedenle ilk düşünce:
“Demek ki yapmak istemiyor.”
yerine:
“Bu beceriyi bizimle ve bu ortamda kullanmayı öğrendi mi?”
olabilir.
Bu küçük bakış açısı değişikliği, aile ile çocuk arasında gereksiz mücadelelerin önüne geçebilir.
Materyal Değişince Neden Zorlanabilir?
Çocuk masadaki dört hayvan kartından kediyi gösterebiliyor olabilir.
Sonra gerçek bir kedi gördüğünde aynı kavramı kullanmayabilir.
Yetişkin açısından ikisi de kedidir. Çocuk açısından ise eğitim kartındaki çizim ile sokakta yürüyen gerçek hayvan oldukça farklı uyaranlardır.
Benzer durum birçok beceride görülebilir.
Farklı bardaklardan su içmek, farklı kalemlerle yazmak, farklı tuvaletleri kullanmak, farklı kitaplardan okuma yapmak veya aynı yönergeyi farklı biçimlerde anlayabilmek zaman zaman ayrıca çalışılması gereken beceriler olabilir.
Bu nedenle öğretimde sürekli aynı materyali kullanmak başlangıçta öğrenmeyi kolaylaştırsa bile ilerleyen aşamalarda çeşitlilik oluşturmak önemlidir.
Tuvalet Eğitiminde Genelleme Nasıl Görülür?
Genellemenin günlük yaşamdaki en belirgin örneklerinden biri tuvalet becerileridir.
Çocuk evde kendi banyosunu bağımsız kullanabilir ancak okulda tuvalete girmek istemeyebilir.
Ya da tam tersi olabilir.
Bunun nedeni farklı klozet, farklı ışık, sifon sesi, banyonun kokusu veya alışılmış rutinin değişmesi olabilir.
Bu durumda “Tuvalet eğitimini unutmuş” demek her zaman doğru değildir.
Çocuk beceriyi öğrenmiş ancak henüz farklı tuvaletlerde kullanmayı öğrenmemiş olabilir.
Beceri yerleştikten sonra uygun koşullarda farklı tuvaletlerin kullanılması, farklı bakım verenlerle rutinin gerçekleştirilmesi ve desteğin kademeli azaltılması genellemeye yardımcı olabilir.
İletişimde Genelleme Neden Daha da Önemlidir?
Çocuk eğitim sırasında öğretmeninden su istemeyi öğrenmiş olabilir.
Fakat susadığında evde annesinin elinden tutup mutfağa götürmeye devam ediyorsa iletişim becerisinin günlük yaşama aktarılması üzerinde çalışmak gerekebilir.
Çünkü iletişim yalnızca eğitim etkinliği değildir.
Çocuk gün boyunca:
yardım istemek,
bir şeyi reddetmek,
seçim yapmak,
mola istemek,
bir şey göstermek,
birine seslenmek,
oyun başlatmak
gibi pek çok nedenle iletişim kurar.
Öğrenilen iletişim davranışının yalnızca belirli bir yetişkinin “Ne istiyorsun?” sorusundan sonra ortaya çıkması yeterli olmayabilir.
Uzun vadeli hedef çocuğun ihtiyaç duyduğu anda kendiliğinden ve uygun biçimde iletişim başlatabilmesidir.
Aileler Genellemeyi Nasıl Destekleyebilir?
Burada aileye “Evde de öğretmen gibi ders yaptırın” demek doğru bir yaklaşım değildir.
Ev, ikinci bir sınıfa dönüşmek zorunda değildir. Zaten bir çocuğun günün her dakikasını eğitim seansına çevirmek kimse için sürdürülebilir değildir.
Bunun yerine öğrenilen beceriler günlük rutinlerin içine yerleştirilebilir.
Örneğin çocuk seçim yapmayı öğreniyorsa kahvaltıda:
“Peynir mi, yumurta mı?”
diye sorulabilir.
Sıra alma çalışılıyorsa ailece oynanan basit bir oyunda kullanılabilir.
Giyinme becerileri çalışılıyorsa sabah hazırlanırken çocuğa yapabildiği basamaklar için fırsat verilebilir.
İletişim çalışılıyorsa çocuğun sevdiği etkinlikler doğal iletişim fırsatlarına dönüştürülebilir.
Böylece çocuk “ders yapmıyor”; öğrendiği beceriyi gerçek hayatın içinde kullanıyor olur.
Her Şeyi Aynı Anda Değiştirmeli miyiz?
Hayır.
Çocuk bir beceriyi yeni öğreniyorsa aynı anda kişi, ortam, materyal ve yönergenin tamamını değiştirmek işi gereksiz yere zorlaştırabilir.
Örneğin çocuk yeni bir eşleme becerisi öğrenmişse önce materyaller çeşitlendirilebilir.
Sonra başka bir yetişkinle denenebilir.
Daha sonra farklı bir ortamda kullanılabilir.
Amaç çocuğu sürekli sınamak değil, becerinin kullanım alanını kontrollü biçimde genişletmektir.
Çocuğun zorlandığı noktada hangi değişkenin etkili olduğunu anlamak da böylece daha kolay olur.
“Biliyor Ama Yapmıyor” Demeden Önce
Ailelerin ve eğitimcilerin dikkat etmesi gereken önemli ayrımlardan biri budur.
Çocuk bir davranışı bir kez gerçekleştirdi diye her koşulda yapabileceğini varsaymak yanıltıcı olabilir.
Örneğin çocuk sessiz bir odada üç basamaklı yönergeyi takip edebiliyor ancak kalabalık sınıfta zorlanıyorsa mesele isteksizlik olmayabilir.
Bir arkadaşıyla sıra alabiliyor ancak yeni tanıştığı çocukla yapamıyorsa sosyal beceri henüz farklı kişilere aktarılmamış olabilir.
Bu nedenle “Biliyor ama yapmıyor” demeden önce şu sorular sorulabilir:
Beceriyi kimle öğrendi?
Hangi ortamda öğrendi?
Hangi materyaller kullanıldı?
Yönerge nasıl verildi?
Bunu kendiliğinden mi yaptı, yoksa yardım aldı mı?
Başka koşullarda deneme fırsatı oldu mu?
Bu sorular çocuğun gerçekten neyi öğrendiğini daha doğru değerlendirmeye yardımcı olur.
Özel Eğitimde Başarı Sadece Ders Odasında Ölçülmez
Çocuğun eğitim sırasında hedeflenen davranışı göstermesi elbette önemlidir. Ancak özel eğitimin nihai amacı çocuğun yalnızca eğitim odasında başarılı olması değildir.
Asıl değerli olan, öğrendiği becerilerin günlük yaşamını kolaylaştırmasıdır.
Ayakkabısını bağlamayı öğrenen çocuğun bunu evden çıkarken kullanabilmesi, yardım istemeyi öğrenen çocuğun gerçekten yardıma ihtiyacı olduğunda iletişim kurabilmesi, sıra beklemeyi öğrenen çocuğun markette veya oyun sırasında bu beceriden yararlanabilmesi önemlidir.
Bu nedenle eğitim hedefleri planlanırken yalnızca “Çocuk bunu yapabiliyor mu?” sorusunu değil;
“Nerede, kimlerle ve hangi koşullarda yapabiliyor?”
sorusunu da sormak gerekir.
Çünkü öğrenmenin gerçek hayattaki karşılığı, çocuğun beceriyi yalnızca öğrendiği yerde değil, ihtiyaç duyduğu yerde kullanabilmesidir.
Özel Pera İzmir