
Bir çocuk haftada belirli sürelerle dil ve konuşma desteği alabilir. Ancak iletişim yalnızca seans sırasında gerçekleşmez.
Çocuk sabah uyandığı andan gece uyuyana kadar ailesiyle konuşur, istek belirtir, oyun oynar, soru sorar, seçim yapar veya sözsüz yollarla iletişim kurar.
Bu nedenle dil ve konuşma gelişiminde aile, sürecin yalnızca izleyicisi değildir.
Günlük yaşam, iletişim becerilerinin kullanılabileceği en doğal ortamdır.
Çocuğu sürekli konuşturmak gerekiyor mu?
Hayır.
Çocuğun konuşmasını desteklemek ile sürekli:
“Söyle.”
“Tekrar et.”
“Bu ne?”
“Ne renk?”
diye soru sormak aynı şey değildir.
Çocuk bir süre sonra iletişim kurmak yerine sürekli kendisinden cevap beklendiğini hissedebilir.
Daha doğal yaklaşım, çocuğun yaptığı etkinliğe dil eklemektir.
Örneğin çocuk arabayla oynuyorsa:
“Araba gidiyor.”
“Hızlı gitti.”
“Durdu.”
gibi kısa ifadeler kullanılabilir.
Çocuğun söylediğini biraz genişletin
Çocuk:
“Araba.”
diyorsa yetişkin:
“Evet, kırmızı araba.”
diyebilir.
Çocuk:
“Anne su.”
diyorsa:
“Anne su versin.”
veya çocuğun seviyesine göre:
“Su istiyorum.”
şeklinde uygun bir model sunulabilir.
Amaç çocuğa hatasını göstermek değil, onun mevcut ifadesinin bir adım daha gelişmiş halini doğal biçimde duymasını sağlamaktır.
İletişim için beklemeyi unutmayın
Aileler çocuklarının ne istediğini çoğu zaman daha çocuk söylemeden anlayabilir.
Bu çok doğal.
Ancak her ihtiyaç hemen karşılandığında çocuğun iletişim başlatması için daha az fırsat oluşabilir.
Örneğin sevdiği oyuncak kapalı bir kutudaysa hemen açmak yerine kısa süre beklenebilir.
Çocuk size baktığında, kutuyu uzattığında, işaret ettiğinde veya bir ses çıkardığında:
“Açmamı istiyorsun.”
diyerek yardımcı olabilirsiniz.
Bu yaklaşım çocuğa iletişimin işe yaradığını gösterir.
Kitap okurken sınav yapmayın
Resimli kitaplar dil gelişimi için oldukça güzel fırsatlar sunar.
Ancak kitabın her sayfasında:
“Bu ne?”
“Bu ne renk?”
“Kaç tane var?”
diye sormak bir süre sonra kitap okumayı küçük çaplı sözlü sınava dönüştürebilir.
Bunun yerine resimleri birlikte inceleyin.
“Çocuk koşuyor.”
“Kedi saklanmış.”
“Eyvah, dondurma düştü!”
gibi doğal yorumlar yapın.
Çocuk iletişime katıldığında onun söylediği şeyi genişletebilirsiniz.
Günlük rutinler dil için güçlü fırsatlardır
Giyinme sırasında:
“Çorabını giyiyoruz.”
Mutfakta:
“Muzu kesiyoruz.”
Parkta:
“Salıncak hızlı gidiyor.”
Banyoda:
“Su sıcak.”
gibi kısa ve anlamlı ifadeler kullanılabilir.
Çocuk kelimeleri gerçek olaylarla eşleştirdiğinde dil çok daha anlamlı hale gelir.
Çocuğun iletişim girişimlerini fark edin
İletişim her zaman kelime değildir.
Bir bakış, işaret etme, elinizi tutup bir yere götürme veya size oyuncak uzatma da iletişim girişimi olabilir.
Bu girişimler fark edilip cevaplandığında çocuk:
“Başka bir insanla iletişim kurduğumda bir şey oluyor.”
deneyimini yaşar.
Bu, iletişimin temelidir.
Ailenin görevi terapist olmak değildir
Ailelerin en sık yaşadığı baskılardan biri budur.
Evde sürekli terapi yapmak gerekmez.
Ailenin görevi çocuğun eğitimcisinin veya dil ve konuşma terapistinin yerine geçmek değildir.
Daha sağlıklı yaklaşım, uzman tarafından çalışılan becerilerin günlük yaşam içinde doğal fırsatlarla desteklenmesidir.
Örneğin seanslarda seçim yapma çalışılıyorsa evde:
“Elma mı muz mu?”
diye seçim fırsatı oluşturulabilir.
İstek bildirme çalışılıyorsa çocuğun bunu evde de kullanabileceği durumlar oluşturulabilir.
Unutmayın
Dil ve konuşma gelişiminde yalnızca çocuğun kaç kelime söylediğine bakmak yeterli değildir.
Çocuğun:
iletişim başlatabilmesi, ihtiyacını anlatabilmesi, karşısındaki kişiyi anlayabilmesi, iletişimi sürdürebilmesi ve öğrendiği becerileri günlük yaşamda kullanabilmesi de önemlidir.
Ailenin en önemli katkılarından biri, çocuğa gün içerisinde doğal ve anlamlı iletişim fırsatları sunabilmektir.
Özel Pera İzmir
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi