
“Hayır, yapmayacağım!”
“İstemiyorum!”
“Sen bana karışamazsın!”
Bazı dönemlerde anne ve babalar kendilerini çocuklarıyla sürekli pazarlık yaparken bulabilir. Sabah giyinmek sorun olur, yemek yemek tartışmaya dönüşür, oyuncakları toplamak istemez, ekran kapatıldığında öfkelenir, dışarı çıkarken başka bir kriz başlar.
Bir süre sonra aile şu noktaya gelebilir:
“Ne söylesek tersini yapıyor. Bunu bilerek mi yapıyor?”
Çocukların zaman zaman karşı çıkması ve kendi isteklerini savunması gelişimin doğal bir parçasıdır. Ancak hemen her isteğin tartışmaya dönüşmesi hem çocuk hem de aile için yorucu olabilir.
Burada önemli olan yalnızca çocuğun “hayır” demesini durdurmak değil, bu davranışın neden ortaya çıktığını anlamak ve sınırları doğru şekilde öğretmektir.
Çocuk neden sürekli karşı çıkıyor olabilir?
Her karşı çıkma davranışının nedeni aynı değildir.
Çocuk;
- Kendi kararlarını vermek istiyor olabilir.
- İstemediği bir etkinliği ertelemeye çalışıyor olabilir.
- Duygusunu uygun şekilde ifade etmekte zorlanıyor olabilir.
- Verilen yönergeyi anlamamış olabilir.
- Yorgun, aç veya yoğun uyarana maruz kalmış olabilir.
- Yapması istenen şey ona zor geliyor olabilir.
- Daha önce karşı çıktığında istediğini elde etmiş olabilir.
- Gün içinde çok fazla komutla karşılaşıyor olabilir.
Bu nedenle yalnızca davranışa bakıp “Çok inatçı bir çocuk.” demek bize fazla bilgi vermez.
Daha yararlı soru şudur:
“Bu davranış genellikle ne zaman ve hangi durumlarda ortaya çıkıyor?”
Her şeye “hayır” demek bazen öğrenilmiş olabilir
Bir örnek düşünelim.
Çocuk tablette oyun oynuyor.
Anne:
“Tablet süren bitti, kapatıyoruz.”
diyor.
Çocuk bağırmaya başlıyor.
Anne tekrar söylüyor.
Çocuk daha fazla bağırıyor, ağlıyor ve tableti vermiyor.
Bir süre sonra anne yorulup:
“Tamam, 10 dakika daha oyna.”
diyor.
Burada çocuk kötü veya hesapçı olduğu için değil, yaşadığı deneyim sonucunda önemli bir şey öğrenebilir:
“Yeterince karşı çıkarsam süre uzuyor.”
Ertesi gün aynı davranışın tekrar ortaya çıkması şaşırtıcı değildir.
Bu nedenle sınır koyarken söylediğimiz şey kadar söylediğimiz şeyi tutarlı biçimde uygulamamız da önemlidir.
Çok fazla komut vermek de işleri zorlaştırabilir
Bazen çocuk gerçekten gün boyunca onlarca yönerge duyuyor olabilir:
“Onu bırak.”
“Buraya gel.”
“Üstünü giy.”
“Yemeğini ye.”
“Koşma.”
“Bağırma.”
“Tableti kapat.”
“Ödevini yap.”
“Odana git.”
Bir yetişkin bile bütün gün birisinin kendisine ne yapacağını söylemesinden hoşlanmaz.
Bu nedenle gerekli olmayan konularda çocuğa küçük seçimler sunmak işe yarayabilir.
Örneğin:
“Üstünü giy.”
yerine:
“Mavi tişörtünü mü, yeşil tişörtünü mü giymek istersin?”
denilebilir.
Burada sınır değişmez: Çocuk giyinecektir.
Ancak sınırın içinde küçük bir karar verme hakkı vardır.
Sınır koymak bağırmak değildir
Bazı aileler sınır koymayı sert olmakla karıştırabilir.
Oysa sınırın etkili olması için sesimizin yükselmesi gerekmez.
Örneğin çocuk oyuncağını öfkeyle fırlatıyorsa:
“YETER! KAÇ DEFA SÖYLEYECEĞİM?”
yerine daha kısa ve anlaşılır bir ifade kullanılabilir:
“Oyuncağı fırlatmana izin vermiyorum. Oynamak istiyorsan yerde oynayabilirsin.”
Çocuk hâlâ fırlatıyorsa önceden belirlenen sonuç uygulanabilir:
“Oyuncağı tekrar fırlattığın için şimdi kaldırıyorum. Daha sonra tekrar deneyebiliriz.”
Uzun konuşmalar özellikle çocuk öfkeliyken çoğu zaman etkisini kaybeder.
Söylediğiniz sınır uygulanabilir olsun
Ebeveynlerin öfkeyle söylediği bazı cümleler vardır:
“Bir daha sana tablet yok!”
“Bir ay televizyon izleyemezsin!”
“Bir daha parka gitmiyoruz!”
Bunların büyük bölümü uygulanmaz.
Çocuk da zamanla anne veya babanın söylediği sonuçların gerçekten gerçekleşmediğini öğrenebilir.
Bu nedenle küçük ama uygulanabilir sınırlar daha etkilidir.
Örneğin:
“Tablet süren bugün için bitti.”
çok daha gerçekçi bir sınırdır.
Çocuğun duygusunu kabul etmek, davranışına izin vermek değildir
Bu ayrım çok önemlidir.
Çocuğunuz tablet kapandığı için öfkelenebilir.
Şöyle diyebilirsiniz:
“Oyuna devam etmek istediğini biliyorum. Süren bittiği için kızdın.”
Bu cümle çocuğa:
“İstediğini yapabilirsin.”
anlamına gelmez.
Ardından sınır devam eder:
“Kızabilirsin ama tableti kapatıyoruz.”
Yani çocuğun duygusunu kabul ederken davranışın sınırını koruyabiliriz.
İyi davranışı da fark edin
Çocukların olumsuz davranışları genellikle hemen dikkatimizi çeker.
Ancak doğru yaptığı davranışlar sessizce geçip gidebilir.
Örneğin çocuk daha önce her akşam tablet kapatılırken kriz çıkarıyorsa ve bugün ilk uyarıda tableti kapattıysa bunu fark edin:
“Süren bitince tableti kendin kapattın. Teşekkür ederim.”
Bu tür geri bildirimler çocuğun hangi davranışının doğru olduğunu anlamasını kolaylaştırır.
Anne ve baba aynı sınırı uyguluyor mu?
Çocuk bir davranış için annesinden “hayır”, babasından “evet” cevabı alıyorsa sınırları öğrenmesi zorlaşabilir.
Bu nedenle özellikle sık yaşanan konularda yetişkinlerin önceden ortak karar vermesi önemlidir.
Örneğin:
- Ekran ne zaman kullanılacak?
- Uyku saati ne olacak?
- Ödevden sonra ne yapılacak?
- Oyuncaklar ne zaman toplanacak?
- İstenmeyen davranış olduğunda nasıl karşılık verilecek?
Kurallar mümkün olduğunca açık ve öngörülebilir olmalıdır.
Her karşı çıkma davranışı “inat” değildir
Çocuğun belirli durumlarda sürekli zorlanması dikkatle gözlemlenmelidir.
Örneğin yalnızca ödev sırasında yoğun tepki veriyorsa akademik olarak zorlanıyor olabilir.
Kalabalık ortamlarda davranışları belirgin şekilde değişiyorsa çevresel uyaranlardan etkileniyor olabilir.
Bir etkinlikten diğerine geçerken sürekli kriz yaşıyorsa geçişleri yönetmekte zorlanıyor olabilir.
İsteklerini anlatamadığında öfkeleniyorsa iletişim becerilerinin desteklenmesine ihtiyaç duyabilir.
Bu nedenle davranışın öncesinde ne olduğuna, davranışın kendisine ve sonrasında ne olduğuna bakmak bize önemli bilgiler verir.
Ne zaman destek almak gerekir?
Her çocuk zaman zaman karşı çıkar, öfkelenir veya sınırları test eder. Tek başına bunların görülmesi bir problem olduğu anlamına gelmez.
Ancak davranışlar uzun süredir devam ediyor, ev ve okul yaşamını belirgin şekilde etkiliyor, çocuk kendisine veya çevresine zarar veriyor, günlük rutinlerin büyük bölümü çatışmaya dönüşüyor ya da aile ne yapacağını bilemez hale geliyorsa profesyonel destek almak yararlı olabilir.
Amaç çocuğu “itaat eden” bir çocuk haline getirmek değildir.
Amaç çocuğun duygularını ifade edebilmeyi, sınırları anlayabilmeyi, bekleyebilmeyi ve uygun davranış yollarını öğrenmesini desteklemektir.

Unutmayın
Çocuğunuzun her “hayır” demesi size karşı açılmış küçük bir savaş değildir.
Bazen çocuk sınırı test eder.
Bazen kontrol sahibi olmak ister.
Bazen de henüz anlatamadığı bir güçlüğü davranışıyla göstermeye çalışır.
Bu nedenle en etkili yaklaşım genellikle daha çok bağırmak değil;
daha açık konuşmak, daha az gereksiz komut vermek, uygulanabilir sınırlar koymak ve bu sınırları tutarlı biçimde sürdürmektir.
Özel Pera İzmir
Çiğli / İzmir