
“Bugün okula gitmesem olmaz mı?”
“Karnım ağrıyor.”
“Anne, ne olur bugün evde kalayım.”
Bazı çocuklar sabahları hazırlanmak istemez, yatağından çıkmayı geciktirir, okul kapısında anne veya babasına sarılır ya da okula gitmemek için çeşitli nedenler söyler. Bu durum birkaç gün yaşandığında aileler genellikle çocuğu ikna etmeye çalışır. Ancak davranış uzadığında endişe başlar:
“Çocuğum neden okula gitmek istemiyor?”
Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Okula gitmek istememe davranışının altında okulda yaşanan bir güçlük olabileceği gibi ayrılma konusunda zorlanma, akademik güçlükler, sosyal sorunlar, uyku düzeni veya değişen rutinler de bulunabilir.
Bu nedenle ilk yapılması gereken çocuğu zorla ikna etmeye çalışmak değil, okula gitmek istememesinin nedenini anlamaya çalışmaktır.
“Okulu sevmiyor” demeden önce ne zaman zorlandığına bakın
Çocuğun davranışının ne zaman başladığı önemli bir ipucu olabilir.
Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
Okula gitmek istememe davranışı ne zamandır var?
Her gün mü oluyor, yoksa belirli günlerde mi?
Hafta sonu yaklaşırken azalıyor mu?
Belirli bir dersin olduğu günlerde artıyor mu?
Okulda yakın zamanda öğretmen, sınıf veya arkadaş değişikliği oldu mu?
Ödevlerini yapmakta son dönemde daha fazla mı zorlanıyor?
Sabah evden ayrılırken mi zorlanıyor, yoksa okul boyunca da mutsuz mu?
Örneğin çocuk yalnızca beden eğitimi dersinin olduğu günlerde okula gitmek istemiyorsa başka bir durum; her sabah annesinden ayrılırken yoğun biçimde zorlanıyorsa başka bir durum düşünülmelidir.
Davranışın ne zaman ortaya çıktığını gözlemlemek, nedenini anlamanın ilk adımlarından biridir.
Çocuk nedenini her zaman söyleyemeyebilir
Yetişkin olarak çocuğa:
“Neden okula gitmek istemiyorsun?”
diye sorduğumuzda açık bir cevap bekleriz.
Ancak çocuk:
“Bilmiyorum.”
diyebilir.
Bu cevap her zaman konuşmak istemediği anlamına gelmez. Çocuk gerçekten yaşadığı duygunun nedenini açıklayamıyor olabilir.
Bu nedenle sorgular gibi arka arkaya soru sormak yerine daha somut sorular kullanılabilir:
“Okulda en sevdiğin zaman hangisi?”
“En zorlandığın ders hangisi?”
“Teneffüslerde kimlerle oynuyorsun?”
“Sınıfta seni rahatsız eden bir şey oluyor mu?”
“Okula giderken en çok hangi kısmı zor geliyor?”
Bu sorular çocuğun yaşadığı durumu anlatmasını kolaylaştırabilir.
Akademik olarak zorlanıyor olabilir
Bazen çocuk okula gitmek istemediğini söyler ancak asıl sorun okulun kendisi değildir.
Çocuk okumakta zorlanıyorsa sınıfta yüksek sesle okuma yapmak onun için stresli olabilir.
Yazısı çok yavaşsa arkadaşlarının gerisinde kaldığını hissedebilir.
Matematik işlemlerini anlamıyorsa tahtaya kalkmaktan çekinebilir.
Ödevlerini sürekli tamamlayamıyorsa öğretmeniyle karşılaşmak istemeyebilir.
Bu durumda dışarıdan:
“Okulu sevmiyor.”
gibi görünen davranışın altında:
“Okulda kendimi başarısız hissediyorum.”
duygusu bulunabilir.
Bu nedenle okul reddi davranışıyla birlikte akademik performansta belirgin bir güçlük görülüyorsa çocuğun öğrenme becerilerine de dikkat etmek önemlidir.
Arkadaş ilişkilerini gözden kaçırmayın
Çocuklar okulda yalnızca ders öğrenmez.
Arkadaş edinmek, gruba katılmak, oyun başlatmak, sıra beklemek, anlaşmazlıkları çözmek ve kendisini ifade etmek de okul yaşamının önemli parçalarıdır.
Çocuk derslerde başarılı olduğu halde teneffüslerde yalnız kalıyor olabilir.
Arkadaşlarının oyununa nasıl katılacağını bilmiyor olabilir.
Bir arkadaşıyla tartışmış olabilir.
Alay edilmekten veya dışlanmaktan çekiniyor olabilir.
Bu nedenle:
“Derslerin nasıl?”
sorusunun yanında:
“Teneffüslerin nasıl geçiyor?”
sorusu da oldukça değerlidir.
Sabah yaşanan fiziksel şikâyetleri hemen “numara” olarak görmeyin
Okula gitmek istemeyen bazı çocuklar sabahları karın ağrısı, mide bulantısı veya baş ağrısı gibi şikâyetlerden söz edebilir.
Aile bazen:
“Okula gitmemek için bahane uyduruyor.”
diye düşünebilir.
Ancak çocukların yaşadığı stres ve kaygı bedensel belirtilerle birlikte görülebilir. Çocuk bunu bilinçli olarak yapıyor olmak zorunda değildir.
Öte yandan tekrarlayan veya belirgin fiziksel şikâyetlerin yalnızca psikolojik olduğu da varsayılmamalıdır. Gerektiğinde çocuk doktorunun değerlendirmesi önemlidir.
Ama temel mesaj şu olmalıdır:
Çocuğun söylediğini dinleyin, fakat tek bir açıklamaya hemen karar vermeyin.
Sabahları uzun pazarlıklardan kaçının
Okula gitme konusu her sabah uzun bir tartışmaya dönüşüyorsa süreç giderek zorlaşabilir.
“Bugün gitmesen?”
“Yarın kesin gidecek misin?”
“Bir ders git bari.”
gibi sürekli değişen kararlar çocuğun belirsizliğini artırabilir.
Mümkün olduğunca sabah rutini önceden belli olmalıdır.
Kalkış saati, kahvaltı, giyinme ve evden çıkış zamanı benzer bir düzende ilerleyebilir.
Çocuğun duygusunu kabul ederken rutini devam ettirmek mümkündür:
“Bugün gitmek istemediğini biliyorum. Zorlandığını görüyorum. Şimdi hazırlanacağız ve okula gideceğiz.”
Bu yaklaşım çocuğun duygusunu yok saymaz ancak sınırı da belirsiz hale getirmez.
Okula gitmediği günü ödüle dönüştürmeyin
Çocuk gerçekten hasta olmadığı halde okula gitmediğinde bütün günü tablet, oyun ve sevdiği etkinliklerle geçirirse evde kalmak doğal olarak daha çekici hale gelebilir.
Bu nedenle okula gidilmeyen günün:
“Bugün tatil yaptık.”
havasına dönüşmemesi önemlidir.
Ama bu, çocuğu cezalandırmak anlamına da gelmez.
Amaç evde kalmayı okuldan çok daha cazip hale getirmemektir.
Öğretmeniyle iletişim kurun
Çocukların anlattıkları kadar okulda yapılan gözlemler de önemlidir.
Öğretmenine:
“Sınıfta nasıl?”
diye sormak yerine daha ayrıntılı sorular sorabilirsiniz:
“Derse katılıyor mu?”
“Teneffüste arkadaşlarıyla iletişimi nasıl?”
“Son zamanlarda davranışında değişiklik fark ettiniz mi?”
“Hangi derslerde daha çok zorlanıyor?”
“Sabah geldikten sonra ne kadar sürede sınıfa uyum sağlıyor?”
Bazen çocuk evden ayrılırken yoğun tepki gösterir ancak sınıfa girdikten birkaç dakika sonra arkadaşlarıyla normal şekilde oynamaya başlar.
Bazen de tam tersi olabilir.
Bu bilgi, nasıl destek verilmesi gerektiğini anlamada oldukça değerlidir.
Ne zaman daha yakından değerlendirmek gerekir?
Çocuğun zaman zaman:
“Bugün okula gitmek istemiyorum.”
demesi tek başına olağan dışı değildir. Yetişkinlerin de pazartesi sabahları insanlıktan kısa süreli istifa etmek istediğini düşünürsek çocukları tamamen suçlamak haksızlık olur. 🙂
Ancak çocuk uzun süredir okula gitmek konusunda yoğun direnç gösteriyorsa, sabahları sık sık ağlıyor veya fiziksel yakınmalar yaşıyorsa, okul başarısında belirgin değişiklik olduysa, arkadaş ilişkilerinde ciddi güçlükler görülüyorsa ya da bu durum aile ve okul yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa daha ayrıntılı değerlendirme yararlı olabilir.
Amaç çocuğa hemen bir tanı koymak değildir.
Amaç okula gitmeyi onun için neyin zorlaştırdığını bulmaktır.

Unutmayın
Çocuğun:
“Okula gitmek istemiyorum.”
cümlesini yalnızca bir davranış problemi olarak görmek yerine, arkasındaki mesajı anlamaya çalışmak gerekir.
Bazen mesaj:
“Annemden ayrılmakta zorlanıyorum.”
Bazen:
“Dersleri anlamıyorum.”
Bazen:
“Arkadaşlarımla sorun yaşıyorum.”
Bazen de:
“Yeni düzene henüz alışamadım.”
olabilir.
Çözüm çocuğu her sabah daha fazla ikna etmekten önce neyin zor geldiğini doğru anlamak, okul ve aile arasında tutarlı bir yaklaşım oluşturmak ve ihtiyaç duyduğu alanda çocuğu desteklemektir.
Özel Pera İzmir
Çiğli / İzmir