Bazı çocuklar bir metni baştan sona okuyabilir. Kelimeleri doğru seslendirebilir, hatta okuması oldukça akıcı olabilir. Ancak kitabı kapatıp:

“Şimdi bana ne okuduğunu anlatır mısın?”

dediğinizde cevap şaşırtıcı derecede kısa olabilir:

“Bir çocuk vardı…”

“Bir yere gitmiş…”

“Hatırlamıyorum.”

Anne ve baba bu durumda doğal olarak şaşırır. Çünkü çocuk metni az önce okumuştur. Peki neden anlatamamaktadır?

Burada önemli bir ayrım vardır: Okumak, okuduğunu anlamak ve anladığını anlatmak aynı beceri değildir.

Okuyabilmek her zaman anlayabilmek anlamına gelmez

Okuma sırasında çocuk birden fazla beceriyi aynı anda kullanır.

Yazılı kelimeleri tanıması, cümlelerin anlamını takip etmesi, önemli bilgileri aklında tutması, olaylar arasında bağlantı kurması ve metnin genel anlamını oluşturması gerekir.

Bazı çocuklar kelimeleri doğru okuyabilir ancak dikkatlerinin büyük bölümünü kelimeleri çözmeye ayırdıkları için metnin anlamını takip etmekte zorlanabilir.

Örneğin çocuk:

“Ali sabah erkenden kalktı. Yağmur yağdığını görünce sarı şemsiyesini aldı ve okula yürüdü.”

cümlelerini okuyabilir.

Ancak ardından:

“Ali neden şemsiyesini aldı?”

diye sorulduğunda cevap vermekte zorlanabilir.

Bu durumda yalnızca okuma hızına bakmak yeterli değildir.

Anlıyor olabilir ama anlatmakta zorlanabilir

Bazen çocuk metni gerçekten anlamıştır.

Ancak anlatması istendiğinde bilgileri sıraya koymakta zorlanabilir.

Örneğin hikâyede önce ne olduğunu, sonra ne olduğunu ve olayın nasıl sonuçlandığını düzenleyemeyebilir.

Anlatmaya ortadan başlayabilir.

Karakterleri karıştırabilir.

Önemli olmayan ayrıntıları uzun uzun anlatırken hikâyenin temel olayını söylemeyebilir.

Bu durumda sorun yalnızca okuduğunu anlama değil, düşüncelerini düzenleme ve ifade etme becerileriyle de ilişkili olabilir.

Bu yüzden çocuğa sadece:

“Anlat bakalım.”

demek yerine anlatmasını kolaylaştıracak sorular sorabilirsiniz.

“Ne anladın?” sorusu bazen fazla büyük olabilir

Bir yetişkin için basit görünen:

“Ne anladın?”

sorusu çocuk için oldukça geniştir.

Nereden başlayacağını bilemeyebilir.

Bunun yerine soruları küçültmek daha yararlı olabilir:

“Bu hikâyede kim vardı?”

“Olay nerede geçiyordu?”

“Çocuk önce ne yaptı?”

“Sonra ne oldu?”

“Sence neden böyle yaptı?”

“Hikâye nasıl bitti?”

Bu sorular çocuğun zihnindeki bilgileri sıraya koymasına yardımcı olur.

Bir süre sonra soruları azaltarak çocuğun daha bağımsız anlatmasını bekleyebilirsiniz.

5N1K sorularından yararlanabilirsiniz

Okuduğunu anlama çalışmalarında ailelerin evde kullanabileceği basit yöntemlerden biri temel sorular sormaktır:

Kim?

Ne?

Nerede?

Ne zaman?

Neden?

Nasıl?

Örneğin kısa bir hikâye okuduktan sonra:

“Kim parka gitti?”

“Nereye gitti?”

“Neden parka gitti?”

“Orada ne oldu?”

gibi sorular sorabilirsiniz.

Ancak burada amaç çocuğu sınava çekmek değildir.

Arka arkaya on soru sorulduğunda çalışma kısa sürede sorguya dönüşebilir. Çocukların bunu özellikle sevdiğini söylemek zor. 🙂

Sorular sohbetin doğal bir parçası gibi kullanılmalıdır.

Önce kısa metinlerle başlayın

Çocuk iki cümlelik bir metni anlatamıyorsa bir sayfalık hikâye vererek çalışmak işleri daha da zorlaştırabilir.

Önce çok kısa metinlerle başlayın.

Örneğin:

“Ece okuldan geldi. Hava sıcak olduğu için çantasını bıraktı ve annesiyle parka gitti.”

Ardından:

“Kim okuldan geldi?”

“Ece nereye gitti?”

“Parkta kiminleydi?”

“Neden parka gitmiş olabilir?”

soruları sorulabilir.

Son olarak:

“Şimdi sen bana olayı başından sonuna anlat.”

denilebilir.

Çocuk başarılı oldukça metinlerin uzunluğu yavaş yavaş artırılabilir.

Görsellerden yararlanın

Bazı çocuklar olayları yalnızca sözel bilgiler üzerinden takip etmekte zorlanabilir.

Bu durumda görseller oldukça yardımcı olabilir.

Örneğin üç resim düşünelim:

  1. Çocuk bisiklete biniyor.
  2. Bisikletin lastiği patlıyor.
  3. Babası lastiği tamir ediyor.

Önce çocuğa resimleri doğru sıraya koydurabilirsiniz.

Ardından:

“İlk önce ne oldu?”

“Sonra ne oldu?”

“En sonunda ne oldu?”

sorularını sorabilirsiniz.

Bu çalışma yalnızca okuma için değil, olay sıralama ve anlatım becerileri için de yararlıdır.

“Önce, sonra, en sonunda” kelimelerini öğretin

Bazı çocuklar hikâyeyi bilir ama nasıl anlatacağını bilemez.

Bu durumda ona küçük bir anlatım şablonu verebilirsiniz:

Önce…

Sonra…

En sonunda…

Örneğin:

“Önce Ali okula gitti.”

“Sonra arkadaşlarıyla oyun oynadı.”

“En sonunda eve döndü.”

Bu yapı çocuğun anlatımını düzenlemesini kolaylaştırabilir.

Zaman içerisinde bu destek azaltılarak çocuğun kendi cümlelerini oluşturması beklenebilir.

Metni tekrar tekrar okutmak tek başına yeterli olmayabilir

Çocuk anlatamadığında bazen:

“Bir daha oku.”

deriz.

Çocuk tekrar okur.

Yine anlatamaz.

“Dikkatli oku.”

Çocuk üçüncü kez okur.

Ancak sorun metni kaç kez okuduğu değilse tekrar okumak tek başına çözüm olmayabilir.

Bunun yerine çocukla metin üzerinde konuşmak daha faydalıdır.

“Burada ne oldu?”

“Sence çocuk neden böyle yaptı?”

“Sen onun yerinde olsaydın ne yapardın?”

gibi sorular çocuğun metin üzerinde düşünmesini sağlar.

Günlük yaşamda da anlatma çalışabilirsiniz

Bu beceriyi geliştirmek için mutlaka kitap başında oturmanız gerekmez.

Akşam çocuğunuza:

“Bugün okulda yaptığınız en güzel şey neydi?”

diye sorun.

Ardından:

“Önce ne yaptınız?”

“Sonra ne oldu?”

“Kimler vardı?”

“En sonunda ne yaptınız?”

gibi küçük sorularla anlatımını destekleyin.

Birlikte izlediğiniz kısa bir çizgi filmin ardından da:

“Bu bölümde ne olmuştu?”

diye sorabilirsiniz.

Böylece anlatma becerisi yalnızca ödev olarak değil, günlük iletişimin doğal bir parçası haline gelir.

Ne zaman daha yakından değerlendirmek gerekir?

Her çocuk zaman zaman okuduğunu anlatmakta zorlanabilir. Özellikle uzun veya yaşına göre zor metinlerde bu durum normal olabilir.

Ancak çocuk uzun süredir;

  • Çok kısa metinlerde bile ana olayı anlatamıyorsa,
  • Okuduğu bilgileri hemen unutuyorsa,
  • Olayların sırasını sürekli karıştırıyorsa,
  • Sorulara metinle ilgisiz cevaplar veriyorsa,
  • Günlük yaşadığı olayları anlatırken de belirgin biçimde zorlanıyorsa,
  • Yaşına uygun metinlerde sürekli yoğun desteğe ihtiyaç duyuyorsa,

çocuğun okuduğunu anlama, dikkat, dil ve anlatım becerilerinin daha ayrıntılı değerlendirilmesi yararlı olabilir.

Buradaki amaç çocuğa bir etiket koymak değildir.

Amaç hangi aşamada zorlandığını bulmaktır.

Unutmayın

Bir çocuk metni okuyabiliyor ama anlatamıyorsa hemen:

“Dikkatli okumuyorsun.”

demek yerine başka bir soru sorun:

“Okumanın hangi aşamasında zorlanıyor?”

Çünkü iyi bir okuyucu yalnızca kelimeleri doğru seslendiren çocuk değildir.

İyi bir okuyucu okuduğunu anlayan, önemli bilgiyi seçebilen, olaylar arasında bağlantı kurabilen ve anladığını kendi cümleleriyle ifade edebilen çocuktur.

Bu beceriler de diğer akademik beceriler gibi küçük adımlarla ve uygun çalışmalarla desteklenebilir.

Özel Pera İzmir
Çiğli / İzmir

Bilgi almak için hemen arayın