
Bir çocuğun ismini söylediğimizde bize dönmesi oldukça basit bir davranış gibi görünür. Oysa isme tepki; dikkat, sosyal farkındalık, iletişim ve çevredeki önemli uyaranları ayırt edebilme gibi birçok beceriyle ilişkilidir.
Bazı çocuklar isimleri söylendiğinde hemen yönelirken bazıları oyun sırasında hiç duymamış gibi davranabilir. Bazen birkaç kez seslenmek, sesi yükseltmek veya çocuğun yanına gidip dokunmak gerekebilir. Bu durum özellikle otizm açısından değerlendirme sürecinde ailelerin sık dikkat ettiği davranışlardan biridir.
Ancak önemli bir ayrım vardır: İsme her bakmayan çocukta otizm olduğu söylenemez ve otizmli her çocuk da ismine aynı şekilde tepki vermez. Bu nedenle tek bir davranış üzerinden yorum yapmak yerine çocuğun genel iletişim ve sosyal etkileşim becerilerine birlikte bakmak gerekir.
İsme Tepki Vermek Neden Önemlidir?
İsme yönelme yalnızca çocuğun kendi adını bilmesi anlamına gelmez.
Anne mutfaktan “Ege!” diye seslendiğinde çocuğun başını çevirmesi aslında “Bu ses benimle ilgili” bilgisini fark ettiğini gösterir.
Bu beceri günlük yaşamda birçok durumun başlangıç noktasıdır.
Çocuğa bir şey göstermek, yönerge vermek, dikkatini yaklaşan bir duruma çekmek veya onunla iletişim başlatmak için önce dikkatini bize yöneltmemiz gerekir.
Örneğin:
“Ege, bak uçak geçiyor.”
“Ege, ayakkabılarını getirelim.”
“Ege, sıra sende.”
gibi günlük ifadelerin tamamında isim çocuğun dikkatini iletişime hazırlayan bir işaret görevi görür.
Dolayısıyla amaç yalnızca çocuk seslenildiğinde başını çevirsin değildir. Asıl hedef, başka bir insanın kendisiyle iletişim kurmaya çalıştığını fark edebilmesidir.
Neden Bazen Bakıyor, Bazen Bakmıyor?
Ailelerin sık söylediği cümlelerden biri şudur:
“İsmini biliyor çünkü bazen hemen dönüyor ama bazen on kere söylüyorum, hiç bakmıyor.”
Bu oldukça önemli bir gözlemdir.
Bir becerinin var olması ile farklı durumlarda düzenli biçimde kullanılabilmesi aynı şey değildir.
Çocuk sakin bir ortamda ismine kolayca tepki verirken televizyon açıkken, sevdiği oyuncakla oynarken veya kalabalık bir ortamdayken tepki vermekte zorlanabilir.
Burada yalnızca “duydu mu, duymadı mı?” sorusuna değil, çocuğun dikkatinin o sırada ne kadar yoğun biçimde başka bir etkinliğe yöneldiğine de bakmak gerekir.
Bu nedenle isme tepki becerisini değerlendirirken farklı ortamlar önemlidir.
Sürekli İsmini Tekrarlamak İşe Yarar mı?
Çocuk bakmadığında yetişkinlerin doğal tepkisi genellikle şöyledir:
“Ege.”
“Ege!”
“Egeee!”
“EGE!”
Dördüncü turda evde küçük çaplı anons sistemi kurulmuş olur.
Fakat ismi arka arkaya çok fazla tekrar etmek her zaman etkili değildir.
Çocuk ilk seslenmeye tepki vermediğinde ismin defalarca söylenmesi, zamanla ismin çevredeki diğer seslerden farklı olmayan bir uyaran haline gelmesine neden olabilir.
Bunun yerine çocuğa yakın bir mesafeden, doğal bir ses tonuyla bir kez seslenmek ve kısa süre beklemek daha uygun olabilir.
Tepki gelmezse çocuğun görüş alanına yaklaşarak dikkatini çekmek ve ardından iletişimi sürdürmek denenebilir.
İsme Baktığında Sonrasında Ne Oluyor?
Bu nokta çoğu zaman gözden kaçar.
Çocuğa sürekli yalnızca istemediği şeyleri yaptırmadan önce sesleniyorsak ismine yönelmesi onun açısından çok da cazip olmayabilir.
“Ege, tableti bırak.”
“Ege, oyuncakları topla.”
“Ege, hadi banyoya.”
“Ege, ödev zamanı.”
Çocuk açısından kendi adı yaklaşan kötü haberlerin jenerik müziğine dönüşebilir.
Bu nedenle ismi günlük yaşamda olumlu ve keyifli etkileşimlerin başlangıcında da kullanmak önemlidir.
Çocuğun sevdiği bir oyuncağı göstermek, komik bir hareket yapmak, birlikte oyun başlatmak veya ilgisini çeken bir şeyi paylaşmak için önce ismi söylenebilir.
Çocuk yöneldiğinde:
“Bak ne buldum!”
denilerek iletişim devam ettirilebilir.
Böylece isme yönelme yalnızca talimat almakla değil, sosyal olarak anlamlı ve keyifli sonuçlarla da ilişkilendirilmiş olur.
Evde İsme Tepki Nasıl Desteklenebilir?
Bu beceriyi çalışmak için çocuğu masaya oturtup uzun bir eğitim yapmak gerekmez.
Günlük yaşamın içindeki kısa fırsatlar daha doğal olabilir.
Çocuk size yakınken ve çok yoğun biçimde başka bir etkinliğe dalmamışken ismini söyleyin.
Size yöneldiğinde hemen karşılık verin.
Gülümseyebilir, sevdiği bir oyunu başlatabilir veya ilgisini çekecek bir şeyi gösterebilirsiniz.
Başlangıçta mümkün olduğunca başarı ihtimalinin yüksek olduğu durumları seçmek önemlidir.
Örneğin başka odadan bağırarak başlamak yerine bir veya iki metre uzaklıktan çalışmak daha kolay olabilir.
Beceri geliştikçe mesafe, ortam ve dikkat dağıtıcılar kademeli biçimde değiştirilebilir.
Her Bakış Göz Teması Olmak Zorunda mı?
Hayır.
Çocuk ismi söylendiğinde başını size çevirebilir, yüzünüze kısa süre bakabilir veya bedenini size yöneltebilir.
Buradaki temel amaç çocuğu uzun süre gözlerimizin içine bakmaya zorlamak değildir.
Önemli olan çocuğun “Biri benimle iletişim kuruyor” bilgisini fark edip dikkatini o kişiye yöneltebilmesidir.
Bu nedenle isme tepki çalışmasını “Bana bak!” komutuyla sürekli göz teması talep etmeye dönüştürmek uygun değildir.
İletişim doğal bir karşılıklılık içinde gelişmelidir.
Sadece Anneye Bakıyor, Başkalarına Bakmıyorsa?
Çocuk evde anne veya babası seslendiğinde tepki verebilir ancak öğretmeni, başka bir aile üyesi veya farklı bir yetişkin seslendiğinde aynı davranışı göstermeyebilir.
Bu durumda becerinin henüz farklı kişilere genellenmemiş olması düşünülebilir.
Öğrenilen becerilerin yalnızca eğitim sırasında veya tek bir kişiyle ortaya çıkması yeterli değildir.
Çocuğun günlük yaşamında farklı kişilerle, farklı odalarda, okulda, parkta ve uygun diğer ortamlarda da bu beceriyi kullanabilmesi önemlidir.
Bu nedenle özel eğitim sürecinde yalnızca “İsme bakıyor” şeklinde bir hedefin tamamlanması yerine becerinin nerelerde ve kimlerle gerçekleştiği de değerlendirilmelidir.
Ne Zaman Daha Ayrıntılı Değerlendirme Düşünülebilir?
İsme tepkinin sınırlı olması tek başına tanı koydurucu değildir.
Ancak aile çocuğun ismine tepki vermemesinin yanında ortak dikkat, jest kullanımı, taklit, iletişim başlatma, oyun veya sosyal etkileşim gibi başka alanlarda da belirgin farklılıklar gözlemliyorsa gelişimsel değerlendirme düşünmek yararlı olabilir.
Ayrıca işitmeyle ilgili bir şüphe bulunuyorsa bunun da değerlendirilmesi önemlidir.
Buradaki amaç aileyi endişelendirmek değil, gelişimin farklı alanlarını birlikte değerlendirebilmektir.
Erken dönemde çocuğun güçlü olduğu ve desteğe ihtiyaç duyduğu becerilerin belirlenmesi, eğitim hedeflerinin daha işlevsel oluşturulmasına yardımcı olabilir.
İsme Tepki Bir Sonuç Değil, İletişimin Başlangıcıdır
Çocuğun ismine dönmesini öğretmek tek başına yeterli bir hedef değildir.
Çocuk döndükten sonra ne yapıyor?
Sizin gösterdiğiniz şeye bakıyor mu?
Bir oyuna katılıyor mu?
Basit bir yönergeyi takip ediyor mu?
Sizinle ilgisini paylaşabiliyor mu?
İletişimi sürdürebiliyor mu?
Asıl gelişim bu soruların içinde saklıdır.
Bu nedenle isme tepkiyi yalnızca “seslendim ve baktı” şeklinde değerlendirmek yerine karşılıklı iletişimin kapısını açan bir beceri olarak görmek daha anlamlıdır.
Çocuğun mevcut becerilerinin değerlendirilmesi ve hedeflerin günlük yaşamda gerçekten kullanabileceği davranışlar üzerinden belirlenmesi, özel eğitim sürecinin en önemli parçalarından biridir.
PERA İZMİR