Bazı çocuklar elektrik süpürgesinin sesinden kulaklarını kapatabilir, saç kesiminde yoğun şekilde huzursuz olabilir, kıyafet etiketlerine tahammül edemeyebilir veya kalabalık bir ortamdan bir an önce çıkmak isteyebilir. Bazı çocuklar ise tam tersine sürekli hareket etmek, eşyalara dokunmak, zıplamak ya da belirli sesleri tekrar tekrar dinlemek isteyebilir.

Otizmli çocuklarda görülebilen bu davranışların bir bölümü duyusal bilgilerin işlenmesindeki farklılıklarla ilişkili olabilir.

Aile açısından bakıldığında ise durum bazen oldukça kafa karıştırıcıdır. Çünkü yetişkin için sıradan olan bir ses, ışık veya dokunuş çocuk açısından çok daha yoğun yaşanabilir.

Bu nedenle ilk soru yalnızca “Bu davranışı nasıl durdurabiliriz?” olmamalıdır. Önce “Çocuğum bu ortamda ne yaşıyor olabilir?” sorusuna cevap aramak daha işlevsel olabilir.

Duyusal Hassasiyet Ne Demektir?

Gün boyunca beynimiz çevreden sürekli bilgi alır. Sesleri duyarız, ışığı görürüz, kıyafetimizin tenimize temasını hissederiz, hareket ederken dengemizi ayarlarız ve çevremizdeki kokuları fark ederiz.

Çoğu zaman bunların büyük bölümünü özellikle düşünmeyiz.

Ancak bazı çocuklar belirli duyusal uyaranlara diğer insanlardan daha yoğun veya daha az tepki verebilir.

Örneğin bir çocuk sınıftaki sandalye seslerini neredeyse hiç önemsemezken başka bir çocuk aynı ses nedeniyle dikkatini derse vermekte zorlanabilir.

Bu farklılık her çocukta aynı biçimde görülmez. Bir çocuk sese karşı hassasken dokunmayla ilgili belirgin bir güçlük yaşamayabilir. Başka bir çocuk ise hareket arayışı gösterebilir ancak kalabalık ortamlardan rahatsız olmayabilir.

Bu nedenle yalnızca “Otizmli çocuklar sesten rahatsız olur” gibi genellemeler yapmak doğru değildir.

Seslere Karşı Hassasiyet Nasıl Görülebilir?

Elektrik süpürgesi, saç kurutma makinesi, motosiklet, okul zili, el kurutma cihazı veya kalabalık insanların konuşması bazı çocuklar için zorlayıcı olabilir.

Çocuk böyle bir durumda:

  • kulaklarını kapatabilir,
  • ortamdan uzaklaşmaya çalışabilir,
  • ağlayabilir veya bağırabilir,
  • yaklaşan sesi fark ettiğinde kaygılanabilir,
  • dikkatini yaptığı işe vermekte zorlanabilir.

Burada önemli ayrıntı şudur: Çocuğun verdiği tepki her zaman “inat” anlamına gelmez.

Örneğin alışveriş merkezindeki kalabalık, müzik, konuşmalar, ışıklar ve hareketlilik aynı anda çocuğa ulaşmaktadır. Tek tek tolere edebildiği uyaranlar bir araya geldiğinde ortam çok daha zorlayıcı hale gelebilir.

Bu nedenle davranışı değerlendirirken yalnızca son yaşanan olaya değil, ortamın tamamına bakmak gerekir.

Kıyafetler Neden Sorun Olabilir?

Bazı aileler çocuklarının belirli kıyafetleri giymeyi reddettiğini, çorap dikişlerinden rahatsız olduğunu veya kıyafet etiketlerini sürekli çekiştirdiğini anlatır.

Yetişkin açısından küçük görünen bir dikiş veya kumaş dokusu çocuk açısından sürekli hissedilen rahatsız edici bir uyaran olabilir.

Bu durumda çocuğu her seferinde zorlamak yerine hangi özelliklerin rahatsızlık oluşturduğunu gözlemlemek daha yararlıdır.

Sorun gerçekten kıyafetin kendisi mi?

Etiketi mi?

Kumaşın dokusu mu?

Dar olması mı?

Yeni bir kıyafet olması mı?

Yoksa giyinme sırasında yapılan değişikliğe karşı gösterilen bir tepki mi?

Aynı davranışın arkasında farklı nedenler bulunabileceği için gözlem önemlidir.

Dokunulmak ve Kişisel Bakım Neden Zorlaşabilir?

Saç tarama, saç kesimi, tırnak kesme, diş fırçalama ve yüz yıkama gibi günlük bakım etkinlikleri bazı çocuklar için oldukça zorlayıcı olabilir.

Bazen aileler bu etkinliklerin yalnızca birkaç dakika sürdüğünü düşünerek çocuğun neden bu kadar tepki verdiğini anlamakta zorlanabilir.

Ancak çocuğun yaşadığı deneyim farklı olabilir.

Saç kesiminde örneğin makinenin sesi, titreşimi, başına dokunulması, kesilen saçların boynuna düşmesi ve bir süre aynı yerde oturma gerekliliği aynı anda ortaya çıkar.

Dolayısıyla sorun yalnızca “saç kestirmek istememek” olmayabilir.

Etkinliği küçük parçalara ayırmak ve çocuğun hangi aşamada zorlandığını belirlemek, daha uygun destek planlanmasına yardımcı olabilir.

Bazı Çocuklar Neden Sürekli Hareket Etmek İster?

Duyusal farklılıklar yalnızca uyaranlardan kaçınma şeklinde görülmez.

Bazı çocuklar daha fazla duyusal deneyim arayabilir.

Sürekli zıplamak, dönmek, koşmak, koltuğun üzerine çıkmak, nesnelere dokunmak veya belirli hareketleri tekrar etmek buna örnek olabilir.

Burada da davranışa yalnızca “yerinde durmuyor” şeklinde yaklaşmak eksik kalabilir.

Çocuğun hareket ihtiyacının hangi zamanlarda arttığı gözlemlenebilir.

Uzun süre masa başında kaldığında mı?

Kalabalık ortamlarda mı?

Heyecanlandığında mı?

Beklemek zorunda kaldığında mı?

Bu gözlemler çocuğun davranışının hangi koşullarda ortaya çıktığını anlamayı kolaylaştırır.

Duyusal Hassasiyet ile Davranış Problemini Nasıl Ayırt Edebiliriz?

Her ağlama, kaçınma veya öfke davranışını duyusal hassasiyete bağlamak doğru değildir.

Bir çocuk markette istediği oyuncak alınmadığı için de ağlayabilir, yoğun gürültüden rahatsız olduğu için de.

Hatta bazen iki durum aynı anda gerçekleşebilir. İnsan davranışı maalesef kullanım kılavuzuyla gelmiyor. 🙂

Bu nedenle davranışın öncesine, gerçekleştiği ortama ve sonrasında ne olduğuna bakmak gerekir.

Örneğin çocuk yalnızca saç kurutma makinesi açıldığında kulaklarını kapatıyorsa sesle ilişkili bir durum düşünülebilir. Fakat benzer davranış birçok farklı isteğin reddedilmesinde ortaya çıkıyorsa davranışın başka işlevleri de değerlendirilmelidir.

Özel eğitimde davranışın yalnızca görünüşüne değil, hangi koşullarda ortaya çıktığına bakılması bu nedenle önemlidir.

Aileler Evde Ne Yapabilir?

İlk adım çocuğun zorlandığı durumları sistematik biçimde gözlemlemektir.

Küçük bir kayıt bile oldukça faydalı olabilir:

Nerede oldu? Ne vardı? Çocuk ne yaptı? Ne kadar sürdü? Sonrasında ne oldu?

Birkaç hafta içinde bazı ortak noktalar fark edilebilir.

Çocuğu her rahatsız olduğu ortamdan tamamen uzaklaştırmak da her durumda uzun vadeli çözüm değildir. Bunun yerine çocuğun özelliklerine göre ortam düzenlemeleri yapılabilir ve zorlandığı deneyimlere kademeli biçimde hazırlanması planlanabilir.

Örneğin saç kesimine hazırlanırken önce kuaförün fotoğraflarına bakılabilir, oyuncak üzerinde saç kesme oyunu oynanabilir veya süreç görsellerle anlatılabilir.

Amaç çocuğu zorlayarak “alıştırmak” değildir.

Amaç, çocuğun deneyimi daha öngörülebilir ve yönetilebilir hale getirmesine yardımcı olmaktır.

Duyusal İhtiyaçlar Özel Eğitim Planında Nasıl Ele Alınır?

Duyusal özellikleri değerlendirirken asıl önemli noktalardan biri bunların çocuğun günlük yaşamına etkisidir.

Bir davranış çocuğun eğitim ortamına katılımını, öz bakım becerilerini, oyununu, iletişimini veya sosyal yaşama katılımını belirgin biçimde etkiliyorsa destek planının içinde ele alınabilir.

Örneğin çocuk sınıftaki sesler nedeniyle etkinliklere katılamıyorsa yalnızca sesi azaltmaya çalışmak yeterli olmayabilir. Çocuğun sınıfta kalabilme süresi, iletişim kurma biçimi, mola istemesi ve etkinliğe yeniden dönebilmesi gibi işlevsel beceriler de desteklenebilir.

Her çocuk için aynı yöntemin uygulanması bu nedenle uygun değildir.

Bir çocuk için işe yarayan düzenleme başka bir çocuk için gereksiz olabilir.

Amaç Çocuğun Dünyasını Sessizleştirmek Değildir

Duyusal hassasiyetleri anlamanın amacı çocuğun çevresindeki bütün uyaranları ortadan kaldırmak değildir.

Gerçek yaşamda sesler, kalabalıklar, farklı kıyafetler, beklenmedik dokunuşlar ve değişen ortamlar vardır.

Asıl hedef çocuğun günlük yaşama katılımını artırırken ihtiyaç duyduğu desteği belirleyebilmektir.

Bazen ortamı düzenlemek, bazen çocuğu önceden hazırlamak, bazen mola vermeyi öğretmek, bazen de iletişim becerilerini geliştirmek gerekebilir.

En önemlisi ise davranışı yalnızca dışarıdan görünen haliyle değerlendirmemektir.

Çocuk kulaklarını kapattığında, bir kıyafeti reddettiğinde veya kalabalık bir ortamdan uzaklaşmaya çalıştığında önce “Bu davranış bize ne anlatıyor?” sorusunu sormak, daha doğru bir destek planının başlangıcı olabilir.

Bilgi almak için hemen arayın