
Çocukluk denildiğinde akla gelen ilk şeylerden biri oyundur. Ancak oyun yalnızca çocuğun eğlendiği veya zaman geçirdiği bir etkinlik değildir. Çocuk oyun sırasında çevresini keşfeder, başka insanlarla iletişim kurmayı öğrenir, sıra bekler, taklit eder, problem çözer ve hayal gücünü kullanır.
Otizmli çocuklarda ise oyun becerilerinin gelişimi farklı bir seyir gösterebilir. Bazı çocuklar oyuncaklarla uzun süre tek başına oynayabilir, bazıları oyuncakların yalnızca belirli bir parçasıyla ilgilenebilir, bazı çocuklar ise bir yetişkinin veya başka bir çocuğun oyununa nasıl katılacağını bilemeyebilir.
Bu nedenle özel eğitim sürecinde “oyun oynuyor mu?” sorusunun yanında “Nasıl oynuyor, oyuna başka birini dahil ediyor mu ve oyun becerileri çeşitleniyor mu?” sorularına da bakmak önemlidir.
Otizmli Çocukların Oyunları Neden Farklı Görünebilir?
Her otizmli çocuk aynı oyun özelliklerini göstermez. Bununla birlikte bazı çocuklarda oyuncağı amacına uygun kullanma, yeni oyunlar geliştirme, başka birinin oyun fikrini kabul etme veya karşılıklı oyunu sürdürme konusunda güçlükler görülebilir.
Örneğin çocuk oyuncak arabayı sürmek yerine uzun süre tekerleklerini çevirebilir. Oyuncak hayvanlarla farklı senaryolar oluşturmak yerine hayvanları sürekli sıraya dizebilir. Başka biri oyuna yeni bir fikir eklediğinde ise oyunu bırakabilir veya eski düzene dönmek isteyebilir.
Burada önemli olan, çocuğun yaptığı davranışı hemen “yanlış oyun” olarak değerlendirmek değildir. Çocuğun mevcut ilgisi, yeni oyun becerileri öğretmek için başlangıç noktası olarak kullanılabilir.
Arabaların tekerleklerini çevirmeyi seven bir çocukla önce yetişkin aynı etkinliğe katılabilir. Ardından arabayı kısa bir mesafe sürme, garaja koyma, diğer arabayla yarış yapma veya oyuncak karakteri arabaya bindirme gibi küçük değişikliklerle oyun genişletilebilir.
Oyuncağı Kullanmak ile Birlikte Oynamak Aynı Şey Değildir
Bir çocuğun çok sayıda oyuncakla ilgilenmesi, karşılıklı oyun becerilerinin de gelişmiş olduğu anlamına gelmez.
Karşılıklı oyunda çocuk yalnızca oyuncakla değil, oyundaki diğer kişiyle de ilgilenir. Yetişkinin yaptığına bakar, sırasını bekler, karşı tarafın hareketine cevap verir ve bazen oyunu devam ettirmek için iletişim kurar.
Örneğin karşılıklı top yuvarlamak oldukça basit görünür. Oysa bu oyun sırasında çocuk:
- karşısındaki kişiyi fark eder,
- topun kendisine gelmesini bekler,
- sırası geldiğinde hareket eder,
- oyunun devam edeceğini öngörür,
- karşılıklı etkileşimi sürdürür.
Bu nedenle basit oyunlar bile birçok gelişim alanını aynı anda destekleyebilir.
Taklit Becerisi Oyunun Önemli Bir Parçasıdır
Çocukların birçok oyun becerisini öğrenmesinde taklit önemli bir yere sahiptir.
Bir yetişkin oyuncak bebeğe su içirdiğinde çocuğun aynı hareketi yapması, arabayı garaja koyduğunda bunu tekrar etmesi veya bloklarla yapılan küçük bir modeli benzer şekilde oluşturması oyun repertuvarının gelişmesine yardımcı olabilir.
Taklit başlangıçta çok basit hareketlerle çalışılabilir.
El çırpmak, masaya vurmak, arabayı sürmek, bebeği yatırmak veya kaşıkla oyuncak hayvana yemek yedirmek gibi hareketler zamanla daha karmaşık oyunların temelini oluşturabilir.
Çocuk henüz yetişkini taklit etmiyorsa sürekli “Benim yaptığımı yap” demek yerine, yetişkinin önce çocuğun yaptığı hareketleri taklit etmesi de etkileşimi başlatmanın yollarından biridir.
Çocuk, yaptığı bir hareketin başka biri tarafından tekrarlandığını fark ettiğinde karşısındaki kişiye daha fazla dikkat göstermeye başlayabilir.
Sembolik Oyun Nedir?
Çocuk gelişiminde önemli aşamalardan biri sembolik veya hayali oyundur.
Bir bloğun telefonmuş gibi kullanılması, oyuncak bebeğin uyutulması, boş bardaktan çay içiliyormuş gibi yapılması veya oyuncak hayvanların konuşturulması sembolik oyuna örnek verilebilir.
Bazı otizmli çocuklarda bu oyunlar kendiliğinden daha sınırlı ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda yetişkin çocuğun karşısına oturup uzun bir oyun senaryosu anlatmak yerine küçük ve anlaşılır modeller gösterebilir.
Örneğin:
“Araba geldi.”
“Bebek bindi.”
“Araba gitti.”
gibi üç küçük adımla başlayan oyun zamanla genişletilebilir.
Daha sonra araba benzin alabilir, markete gidebilir veya başka bir karakter oyuna katılabilir.
Amaç bir anda karmaşık bir hayali oyun öğretmek değil, çocuğun mevcut oyununa küçük ve anlamlı yenilikler eklemektir.
Çocuk Hep Aynı Oyunu Oynuyorsa Ne Yapılabilir?
Ailelerin sık karşılaştığı durumlardan biri çocuğun aynı oyunu tekrar tekrar istemesidir.
Burada oyunu tamamen değiştirmek çoğu zaman gerekli değildir. Daha işlevsel yaklaşım, çocuğun sevdiği oyunun içine küçük değişiklikler eklemektir.
Örneğin çocuk sürekli arabaları sıraya diziyorsa bugün sıranın sonuna bir otobüs eklenebilir. Daha sonra araçlardan biri garaja götürülebilir. Başka bir gün araçlardan biri bozulmuş gibi yapılıp tamir oyunu başlatılabilir.
Bu yöntem çocuğun ilgisini tamamen ortadan kaldırmadan oyun çeşitliliğini artırmaya yardımcı olabilir.
Akranlarla Oyun Neden Daha Zor Olabilir?
Bir yetişkin genellikle çocuğun hızına uyum sağlayabilir. Akran oyununda ise durum farklıdır.
Diğer çocuk oyunun kurallarını değiştirebilir, farklı bir oyuncak seçebilir, sırasını beklemeyebilir veya beklenmedik bir fikir ortaya atabilir.
Bu nedenle bir çocuk yetişkinle güzel oyun oynarken akran grubunda zorlanabilir.
Akran oyununa geçmeden önce yetişkinle sıra alma, kısa süre bekleme, oyuncak paylaşma, oyuna katılma ve basit oyun kurallarını takip etme gibi temel becerilerin çalışılması yararlı olabilir.
Başlangıçta iki çocukla kısa ve yapılandırılmış oyunlar tercih edilebilir. Top yuvarlama, sırayla kule yapma veya basit bir eşleştirme oyunu buna örnektir.
Çocuğun henüz hazır olmadığı uzun ve karmaşık grup oyunlarına zorlanması ise oyundan uzaklaşmasına neden olabilir.
Evde Oyun Becerilerini Desteklerken Nelere Dikkat Edilebilir?
Evde oyun çalışması yapılırken her anı eğitime dönüştürmek gerekmez. Çocuğun yetişkinle birlikte olmaktan keyif alması da önemlidir.
Aileler çocuğun ilgisini takip ederek oyuna dahil olabilir. Çocuk arabaları seviyorsa önce arabalarla, hayvanları seviyorsa hayvanlarla başlanabilir.
Oyuna sürekli soru sormak yerine yorum eklemek de etkileşimi kolaylaştırabilir.
“Bu ne?”
“Bu hangi renk?”
“Araba ne yapıyor?”
gibi arka arkaya sorular yerine:
“Araba çok hızlı gidiyor.”
“Eyvah, düştü!”
“Şimdi benim sıram.”
gibi doğal ifadeler kullanılabilir.
Çocuğun oyuna verdiği küçük tepkilere de dikkat etmek gerekir. Bir bakış, gülümseme, oyuncağı uzatma veya yetişkinin hareketini bekleme bile karşılıklı etkileşimin parçası olabilir.
Özel Eğitimde Oyun Hedefleri Nasıl Belirlenir?
Her çocuk için aynı oyun hedefinin belirlenmesi uygun değildir.
Bir çocuk için hedef oyuncağı işlevine uygun kullanmak olabilirken başka bir çocuk için karşılıklı oyunu birkaç tur sürdürebilmek önemli olabilir. Daha ileri düzeydeki bir çocukta ise sembolik oyunu çeşitlendirme veya akran oyununa katılma üzerinde çalışılabilir.
Bu nedenle hedef belirlerken çocuğun mevcut becerilerinin değerlendirilmesi önemlidir.
Oyun becerileri; iletişim, ortak dikkat, taklit, sosyal etkileşim ve problem çözme gibi birçok alanla bağlantılıdır. Bu nedenle özel eğitim sürecinde oyun yalnızca “boş zaman etkinliği” olarak görülmemelidir.
Sonuç
Otizmli çocuklarda oyun becerilerini desteklemenin amacı çocuğun sevdiği oyunları ortadan kaldırmak değildir. Amaç, mevcut ilgilerinden yararlanarak oyun dünyasını yavaş yavaş genişletmek ve başka insanlarla daha fazla etkileşim kurabileceği fırsatlar oluşturmaktır.
Bazen küçük bir topu karşılıklı yuvarlamak, bazen bir arabayı sırayla sürmek, bazen de oyuncak bebeğe birlikte yemek yedirmek önemli bir öğrenme fırsatına dönüşebilir.
Çocuğun gelişim düzeyine uygun hedeflerin belirlenmesi ve aile ile eğitimcilerin benzer becerileri farklı ortamlarda desteklemesi, öğrenilen becerilerin günlük yaşama taşınmasına yardımcı olabilir.
PERA İzmir Özel Eğitim