
Evden çıkma zamanı geldiğinde oyununu bırakmak istemeyen, tableti kapatınca yoğun tepki veren, parktan eve dönmekte zorlanan ya da sınıfta bir etkinlik bittiğinde diğerine geçmek istemeyen çocuklarla karşılaşabiliriz.
Özellikle otizmli bazı çocuklarda bu durum günlük yaşamın pek çok anında görülebilir. Aile açısından bakıldığında bazen “İstemediği için yapmıyor”, “İnat ediyor” veya “Her şey onun istediği gibi olsun istiyor” şeklinde yorumlanabilir.
Oysa yaşanan güçlüğün arkasında yalnızca isteksizlik olmayabilir. Bir etkinliğin sona erdiğini anlamak, sırada ne olacağını öngörmek, devam eden ilgiyi bırakmak ve yeni duruma uyum sağlamak çocuk açısından ayrı ayrı beceriler gerektirir.
Geçiş nedir?
Geçiş, çocuğun bulunduğu etkinlikten, ortamdan veya rutinden başka bir etkinliğe geçmesidir.
Örneğin:
- Oyunu bırakıp yemek masasına gelmek,
- Evden çıkıp okula gitmek,
- Teneffüsten sınıfa dönmek,
- Televizyonu kapatıp banyoya gitmek,
- Bir oyuncaktan başka bir etkinliğe yönelmek,
- Parktan ayrılıp eve dönmek
birer geçiş durumudur.
Yetişkinler bu değişimleri çoğu zaman kolayca gerçekleştirir. Ancak bazı çocuklar için “Şimdi bunu bırakıyoruz ve başka bir şey yapıyoruz” durumu oldukça zorlayıcı olabilir.
Otizmde geçişler neden zor olabilir?
Her çocuğun nedeni aynı değildir. Bu nedenle geçiş sırasında görülen davranışı yalnızca “inat” olarak değerlendirmek yerine çocuğun neden zorlandığını anlamaya çalışmak daha işlevseldir.
Sırada ne olacağını bilmemek
Bazı çocuklar belirsizlik karşısında zorlanabilir.
“Hazırlan, birazdan çıkıyoruz.”
ifadesi bir yetişkin için yeterince açık olabilir. Fakat çocuk açısından birçok soru hâlâ belirsizdir:
Nereye gidiyoruz? Ne zaman çıkacağız? Orada ne olacak? Ne kadar kalacağız? Sonra ne yapacağız?
Özellikle günlük rutinlerin öngörülebilir olması bazı otizmli çocukların kendilerini daha güvende hissetmesine yardımcı olabilir.
Sevdiği etkinliği bırakmak istememek
Çocuk çok sevdiği bir etkinlikle uğraşırken yetişkin aniden:
“Tamam, bitti. Hadi banyoya.”
dediğinde geçiş güçleşebilir.
Burada sorun yalnızca banyo yapmak olmayabilir. Çocuk henüz zihinsel olarak devam eden etkinliği sonlandırmaya hazır olmayabilir.
Değişikliklere uyum sağlamakta zorlanmak
Bazı çocuklar belirli bir sıraya veya rutine güçlü biçimde bağlı olabilir.
Her gün okuldan sonra eve gidiliyorsa ancak o gün markete uğranacaksa küçük görünen bu değişiklik bile çocuk açısından önemli olabilir.
Bu nedenle çocuğun beklediği düzen değiştiğinde tepki ortaya çıkabilir.
Geçiş öncesinde haber vermek neden işe yarayabilir?
Bir etkinliği aniden bitirmek yerine çocuğa önceden bilgi vermek geçişi kolaylaştırabilir.
Örneğin:
“Beş dakika daha oynayacağız, sonra oyuncakları kaldıracağız.”
Bir süre sonra:
“İki dakika kaldı.”
Son olarak:
“Son bir kez oynuyoruz, sonra bitiyor.”
denilebilir.
Buradaki amaç çocuğa sürekli uyarı vermek değil, bitiş anını öngörülebilir hâle getirmektir.
Ancak “beş dakika” kavramını henüz anlamayan bir çocuk için yalnızca süre söylemek yeterli olmayabilir. Böyle durumlarda görsel zamanlayıcılar, kum saatleri veya etkinliğin somut biçimde bitirilmesi kullanılabilir.
“Önce-Sonra” yöntemi
Geçişlerde kullanılabilecek basit yöntemlerden biri “önce-sonra” anlatımıdır.
Örneğin:
“Önce oyuncakları toplayacağız, sonra bahçeye çıkacağız.”
veya
“Önce dişlerimizi fırçalayacağız, sonra hikâye okuyacağız.”
Bu yöntem çocuğun kendisinden ne beklendiğini ve ardından ne olacağını daha kolay anlamasına yardımcı olabilir.
Özellikle uzun açıklamalar yerine kısa ve anlaşılır ifadeler bazı çocuklar için daha işlevsel olabilir.
Görsel programlardan yararlanılabilir
Sözel açıklamaları takip etmekte zorlanan çocuklarda günün akışını görsellerle göstermek yararlı olabilir.
Örneğin sabah rutini:
Kahvaltı → Giyinme → Diş fırçalama → Servis → Okul
şeklinde görsellerle hazırlanabilir.
Çocuk tamamladığı etkinliğin görselini kaldırabilir veya işaretleyebilir.
Böylece yetişkinin sürekli:
“Hadi giyin.”
“Şimdi dişini fırçala.”
“Çantanı al.”
şeklinde yönerge vermesi yerine çocuk programı takip etmeye başlayabilir.
Uzun vadede amaç yalnızca davranış sorunlarını azaltmak değil, çocuğun günlük yaşamını daha bağımsız biçimde takip edebilmesini desteklemektir.
Çocuğun geçiş yapmasını bekleyin
Bazen yetişkinler yönerge verdikten hemen sonra ikinci, üçüncü ve dördüncü yönergeyi verir:
“Hadi kalk.”
“Duymadın mı?”
“Hadi oğlum.”
“Çabuk, geç kalıyoruz.”
Bu kadar yoğun sözel uyaran bazı çocukların geçişini kolaylaştırmak yerine daha da zorlaştırabilir.
Yönergeyi kısa ve anlaşılır biçimde verdikten sonra çocuğun bilgiyi işlemesi için birkaç saniye beklemek gerekebilir.
Her tepkiyi aynı yöntemle çözmeye çalışmayın
Bir çocuk tableti bırakmak istemediğinde yaşanan güçlük ile kalabalık bir alışveriş merkezine girmek istemediğinde yaşanan güçlük aynı nedenden kaynaklanmayabilir.
İlkinde sevdiği etkinliği bırakmak zor olabilir.
İkincisinde ise ortamın sesi, ışığı veya kalabalığı çocuğu zorlayabilir.
Bu nedenle yalnızca görünen davranışa değil, davranıştan önce ne olduğuna ve davranışın ardından ne gerçekleştiğine de bakmak önemlidir.
Özel eğitimde davranışların işlevini anlamaya çalışmamızın nedenlerinden biri de budur.
Geçiş sırasında yoğun tepki oluşursa ne yapılmalı?
Çocuk ağlıyor veya yoğun biçimde tepki gösteriyorsa o anda uzun açıklamalar yapmak çoğu zaman etkili değildir.
“Bak şimdi neden böyle yapmaman gerektiğini sana anlatacağım…”
diye başlayan yetişkin konferansları, çocuk zaten zorlanırken pek işe yaramaz. İnsanlık olarak en sevdiğimiz yöntemlerden biri tam da karşı taraf dinleyemeyecek durumdayken daha fazla konuşmak maalesef. 🙂
Bu anlarda mümkün olduğunca kısa, sakin ve anlaşılır iletişim tercih edilebilir.
Asıl çalışma çoğu zaman kriz anında değil, kriz oluşmadan önce geçişi yapılandırmakla yapılır.
Evde hangi geçişten başlanmalı?
Aynı anda bütün günlük rutini değiştirmeye çalışmak yerine en sık zorlanılan bir geçiş seçilebilir.
Örneğin çocuk her akşam tablet kapatılırken zorlanıyorsa önce yalnızca bu durum üzerinde çalışılabilir.
Tablet başlamadan önce ne kadar kullanılacağı belirlenebilir.
Bitiş öncesinde haber verilebilir.
Gerekirse görsel zamanlayıcı kullanılabilir.
Tablet sonrasında yapılacak etkinlik önceden gösterilebilir.
Aynı yaklaşım birkaç gün boyunca tutarlı biçimde uygulanabilir.
Çocuk geçişi daha rahat gerçekleştirmeye başladığında başka günlük rutinlere geçilebilir.
Amaç çocuğun her değişikliğe sessizce uyması değildir
Geçiş çalışmasının amacı çocuğu sürekli yetişkinlerin komutlarını yerine getiren bir hâle getirmek değildir.
Asıl amaç çocuğun değişiklikleri anlayabilmesi, günlük akışı öngörebilmesi, bekleyebilmesi, etkinlikleri tamamlayabilmesi ve yaşamındaki değişimlerle giderek daha bağımsız biçimde baş edebilmesidir.
Bazı çocuklar küçük desteklerle hızlı ilerlerken bazı çocukların daha yapılandırılmış ve uzun süreli desteğe ihtiyacı olabilir.
Bu nedenle özel eğitim çalışmalarında çocuğun mevcut becerileri değerlendirilerek bireysel hedefler belirlenmesi önemlidir.
Çünkü “geçiş yapmak” küçük bir beceri gibi görünse de okuldan ev yaşamına, öz bakımdan sosyal yaşama kadar çocuğun gününün neredeyse tamamını etkileyen önemli bir bağımsızlık becerisidir.
Özel Pera İzmir
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi
Çiğli / İzmir